Zübeyr bin avvam hayatı kısaca

Bildir
Soru

Lütfen bu sorunun neden bildirilmesi gerektiğini kısaca açıklayın.

Bildir
İptal

ZÜBEYR b. AVVÂM

Zübeyir b. avvâm arapça yazılışı: الزبير بن العوام

Ebu Abdillah ez-Zübeyr b el-Avväm b. Huveylid el-Kureşi el-Esedi (6. 36/656)

Cennetle müjdelenen on sahábiden biridir.

594 veya 595 yılında Mekke’de doğdu. Babası Avvám b. Huveylid Hz. Hatice’nin kardeşi, annesi Safiyye bint Abdulmuttalib Resûlullah’ın halasıdır. Soyu Kusay b. Kiläb’da Hz. Peygamber’in soyu ile birleşir.

Zübeyr çok küçükken babası vefat ettiği için annesi onu kendi akrabaları olan Hâşimoğulları’nın yanında, sıkı bir eğitimden geçirerek büyüttü. Böylece Zübeyr çocukluğunun büyük bir kısmını Resûlullah’ın çocuklarıyla birlikte geçirdi ve at binme, okçuluk ve kılıç kullanma gibi hususlarda iyi yetişti.

Zübeyr müslüman olduğu zaman henüz on altı yaşındaydı ve ilk yedi müslümandan biriydi. Kendisinin müslüman olmasına vesile olan Hz. Ebû Bekir gibi o da hiç putlara tapmadı, diğer Câhiliye inanışlarına meyletmedi.

Müslüman olduğu zaman akrabalarının ve özellikle amcası Nevfel b. Huveylid’in şiddetli tepkisiyle karşılaştı. Nevfel onu bir hasıra sarıp tavana asti ve alttan ateş yakarak dumanıyla işkence etti, ancak Zübeyr inancından vazgeçmedi. Annesi Safiyye gelip onu kurtarıncaya dek işkence devam etti.

Kılıç kullanmayı öğrenerek yetişen Zübeyr, genç yaşına rağmen İslam için ilk kılıç çeken kişidir. Bir gün Mekke’deki evindeyken dışarıdan gelen seslerle uyanmış, Hz. Peygamber’in müşrikler tarafından öldürüldüğü söylentisi üzerine hemen kalıcını kuşanıp dışarıya fırlamıştı. Yolda Resûlullah’la karşılaşınca duyduklarının asılsız olduğunu anlamış, durumu kendisinden öğrenen Resûl-i Ekrem cesaretinden dolayı ona dua etmiştir.

Hz. Peygamber İslam’ın ilk yıllarında Mekke’deki bazı sahábileri zor zamanlarda birbirlerine yardımcı olmaları için kardeş ilan ediyordu. Zubeyr’i de ilk müslümanlardan olan Abdullah b. Mes’ûd ve cennetle müjdelenen sahåbilerden Talha b. Ubeydullah ile kardeş ilan etmişti. Özellikle Zubeyr ile Talha hem akran hem bu şekilde kardeş olduklarından ömürleri boyunca birlikte hareket etmişlerdir.

Zubeyr İslam tarihinin ilk muhacirlerindendir. Mekke’de müşriklerin müslümanlara uyguladığı baskılar ve işkenceler dayanılmaz hale gelince Habeşistan’a giden ilk kafilede yer aldı. Bir süre sonra Mekke’deki müşriklerin iman ettiğini duyup geri döndü, ancak bu haberin asılsız olduğunu görünce nüfuzlu bir kişi olan Zem’a b. Esved’in himayesinde Mekke’ye girebildi. Baskıların artarak devam etmesi üzerine Habeşistan’a dönmek zorunda kaldı. Bu dönemde Habeşistan’da necâşi olarak bilinen Kral Ashame’ye karşı bir ayaklanma çıktı. Ayaklanmayı bastırmak için yapılan savaşta necâşinin yanında yer alan Zübeyr’e savaşın ardından kıymetli bir mızrak hediye edildi. Zubeyr daha sonra bu mızrağı Hz. Peygamber’e hediye etti.

Müslümanların Medine’ye hicretinden önce Mekke’ye tekrar dönen Zübeyr, Hz. Ebû Bekir’in kızı Esma ile evlendi ve ticaretle uğraşmaya başladı. Bir gün kafilesiyle Şam’dan dönerken yolda Medine’ye hicret etmekte olan Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir’le karşılaştı. Şam’dan getirdiği güzel elbiselerden onlara hediye etti. Mekke’ye gidip işlerini gördükten sonra bütün mal varlığını Mekke’de bırakarak o da Medine’ye hicret etti. Resûlullah “ensar” denilen Medineli müslümanlardan Seleme b. Selâme veya Ka’b b. Malik ile Zübeyr’i kardeş ilan etti ve kendisine Naki bölgesinde bir arazi verdi. Zübeyr bir yandan bu araziyle uğraşırken bir yandan da kasaplık yaptı.

Hz. Hamza ve Hz. Ali’yle birlikte müslümanların üç meşhur cengâverinden biri olan Zübeyr Hz. Peygamber devrindeki savaşlarda çok büyük kahramanlıklar sergiledi. Bedir Gazvesi’nde müslüman ordusundaki üç süvariden biriydi. Uhud Gazvesi’nde muhacir sahâbîlerin ileri gelenleriyle birlikte cephenin ön safına yerleştirildi ve piyadelere komutanlık yaptı. Savaşın başında Mekke ordusundan Kilab b. Talha’yla teke tek dövüşüp onu öldürdü.

Savaşın en zor zamanında Hz. Peygamber’in çevresinden ayrılmayıp onu koruyanlardan biriydi.

Müslümanların ağır kayıplar verdigi bu savaştan sonra müşrikleri takip etmek ve onlara müslümanların hala güçlü olduklarını göstermek üzere görevlendirilen yetmiş kişilik grubun başına atandı.

Hendek Gazvesi’nde kuşatmanın ilk günlerinde müşriklerden Nevfel b. Abdullah el-Mahzümi teke tek dövüşmek için müslümanlara meydan okuduğunda karşısına Zübeyr çıktı ve onu öldürdü. Aynı savaşta onun şevkle ok attiğini gören Hz. Peygamber çok az kişi için kullandığı bir övgü ifadesiyle, “Anam babam sana feda olsun, at!” buyurdu. Yine Hendek Gazvesi sırasında, Medine’deki son yahudi kabilesi olan Beni Kurayza mensuplarının müslümanlara ihanet ettiğini duyan Hz. Peygamber, haberi teyit etmek için birinin yahudi mahallesine gidip durumu araştırmasını istedi. Zübeyr herkesten önce bu göreve talip oldu. Mahalleye gidip geldikten sonra yahudilerden gelmesi muhtemel saldırıya karşı Hz. Peygamber, Zübeyr’in kumandasındaki bir birliği onları gözetlemekle görevlendirdi. Vazifesini tamamladığı zaman Resûl-i Ekrem, “Her peygamberin bir havárisi (yardımcısı) vardır, benim havårim Zübeyr’dir” buyurdu (Müslim, “Fezailü’s-sahäbe”, 48). Böylece sonraki yıllarda “Resûlullah’ın havárisi” olarak anılmasını sağlayacak lakabını almış oldu. Savaştan sonra Beni Kurayza yahudileri ihanetleri yüzünden ölüm cezasına çarptırılınca cezalarının infazında Zübeyr de bulundu. Sonraki savaşların tamamına katılan Zübeyr Mekke’nin fethi sırasında ordunun kumandanlarından biri idi.

Zübeyr b. Avvám, Hz. Ebû Bekir devrinde İslam dininden çıkan mürtetlere karşı yapılan savaşlara henüz on üç yaşında olan oğlu Abdullah’la birlikte katıldı. Yermük Savaşı’nda (15/636) tek başına duşmanın arasına daldı ve onları darmadağın etti. Bu sırada aldığı yaraların izini ömrü boyunca taşıdı. Oğlu Urve, çocukken babasının vücudundaki bu yaraların çukurlarına parmaklarını sokarak oynadığını söylemiştir.

Hz. Ömer’in halifeliği zamanında ona danışmanlık yaptı. Bu dönemde Iran, Şam-Filistin ve Mısır taraflarındaki fetihlere katıldı. Mısır’ın fethi sırasında (20/641) Islam ordusunun komutanı Amr b. As, Hz. Ömer’den yardımcı kuvvet isteyince halife ona yaklaşık 5000 kişilik bir orduyu ve bunların başında “yiğitlikte 1000 atlıya bedel” dediği Zübeyr b. Avvâm’ı gönderdi. Zübeyr özellikle yedi ay süreyle kuşatıldığı halde bir türlü alınamayan Nil kıyısındaki Babilon şehrine gizlice sızarak kale kapısını açtı ve müslümanların şehre girmesini sağladı. Mısır’ın fetihten sonra kurulan Fustat şehrinin planlanması için yapılan çalışmalarda görev aldı. Hz. Ömer vefatından hemen önce, kendisinden sonraki halifeyi belirlemek üzere bir heyet oluşturdu. Zübeyr bu heyette yer aldı.

Zübeyr, Hz. Osman döneminde bazı seferlere katıldıysa da daha çok ticaret ve ziraatla meşgul oldu. O dönemin ileri gelen isimlerinden olduğu için, iç karışıklıklar sırasında art niyetli bazı kimseler onun adını kullanarak Hz. Osman aleyhinde karışıklık çıkarmak istediler. Ancak Zübeyr bu faaliyetlerle bir ilgisinin bulunmadığını açıkladı ve isyancılar tarafından evi kuşatılan halifeyi korumaları için oğullarını görevlendirdi. Hz. Osman’ın şehit edilmesi üzerine Hz. Ali’ye biat etti ve halifeyi şehit eden âsileri yakalayıp cezalandırmasını ondan istedi. Yeni halifeye yaptığı bazı tavsiyelerin dikkate alınmadığını ve isyancıların Medine’yi terketmediğini görünce, halifeden izin alarak arkadaşı Talha b. Ubeydullah ile birlikte umre yapmak için Mekke’ye gitti. Bu dönemde gelişen bazı olaylar İslam dünyasının ilk iç savaşı olan Cemel Vakası ile sonuçlandı. Zübeyr bu olayda en fazla ön plana çıkan isimler arasındaydı.

Zübeyr ile Talha Mekke’ye gittikleri zaman Hz. Âişe ile buluştular. Medine’yi âsilerden temizlemek ve Hz. Osman’ın katillerini cezalandırmak için bir ordu hazırlamaya karar verdiler ve bu amaçla Basra’ya geçtiler. Durumu ögrenen Halife Hz. Ali de Medine’den Basra’ya doğru yola çıktı. İki ordu Basra yakınlarında karşılaştı. Yapılan görüşmeler sonucunda barış sağlanmak üzereyken, Hz. Ali’nin ordusunda bulunan ve Hz. Osman’ın şehit edilmesi sırasındaki olaylara karışmış olan bazı isyancılar, barış sağlanması halinde kendilerinin zor durumda kalacaklarını bildiklerinden karşı tarafa âni bir baskın düzenlediler. Boylece herkes kendisini beklenmedik bir çatışmanın içinde buldu. Hz. Aişe’nin bindiği deveye atıfla Cemel Vakası diye anılan bu savaş sırasında bir ara Hz. Ali ile Zübeyr b. Avvám karşılaştılar. Hz. Ali kendisine vaktiyle Hz. Peygamber’in söylediği bazı şeyleri hatırlatınca Zübeyr hatasını anladı ve Medine’ye dönmek için savaş alanını terketti. Bunu gören bazı isyancılar Zübeyr’in peşine düşerek Vädissibà denilen yerde kendisine yetiştiler ve namaz kılarken onu şehit ettiler (15 Cemaziyeläi 36/9 Aralık 656). Haberi alan Hz. Ali çok üzüldü ve onun katillerini “cehennemlik” diye niteledi. Zübeyr’in yakın arkadaşı Talha b. Ubeydullah da aynı gün kendileriyle aynı orduda yer alan Mervån b. Hakem’in attığı bir okla şehit edildi.

Zübeyr’in hanımları Esmå bint Ebû Bekir, Ümmü Halid ve Ümmü Külsüm bint Ukbe’den on dört çocuğu olmuştur. Kızlarından biri Emevi Halifesi Muâviye’nin torunu ile, diğeri Yemen Valisi Ya’la b. Ümeyye ile evlenmiştir. Zübeyr’in soyundan gelenler ilmi ve siyasi alanlarda etkin rol üstlenmişler ve Zübeyriler olarak tanınmışlardır. Bunlardan oğulları Abdullah ve Urve meşhur birer âlim; diğer oğulları Amr ve Mus’ab ile torunları Abdullah b. Mus’ab b. Zübeyr, Bekkar b. Abdullah b. Zübeyr ve Zübeyr b. Bekkår ise tanınmış siyasilerdir. Oğlu Abdullah b. Zübeyr Emevi yönetimine karşı halifeliğini ilan etmiş ve dokuz yıl kadar hâkimiyetini sürdürmüştür. Bütün hayatı boyunca İslam’a hizmet eden Zübeyr için Hz. Peygamber birçok defa dua etmiş ve onun ähirette kendisine komşu olacağını bildirmiştir. Zübeyr aynı zamanda cennetle müjdelenen ve “aşere-yi mübeşşere” diye bilinen on meşhur sahâbiden biridir.

Zübeyr vahiy kätipliği yaptığı ve Resûlullah ile uzun süre beraber olduğu halde ancak kırk kadar hadis nakletmiştir. Bunun sebebini soran oğlu Abdullah’a, hadis uyduran kişinin cehenneme gireceğine dair hadisi bizzat Hz. Peygamber’den duyduğunu, Resûlullah’tan işittiklerini aynen aktaramamaktan korktuğu için çok hadis rivayet etmediğini söylemiştir (Ebû Dâvûd, “İlim”, 4).

Esmer, iri yapılı, uzun boylu, cesur ve kahraman bir kişi olan Zübeyr b. Avvam aynı zamanda varlıklı biriydi. Hulefâ-yi Râşidîn döneminde ziraat ve ticaretle meşgul olduğundan büyük bir servet edinmişti. Ayrıca zenginliği kadar cömertliğiyle de tanınırdı. Bazı günler binlerce dirhem kâr ettiği halde evine tek dirhem götürmeden hepsini infak ederdi. Abdullah b. Mes’ûd, Hz. Osman ve Abdurrahman b. Avf gibi sahâbîler kendilerinden sonra çocuklarının gözetimini ve mallarının idaresini Zübeyr’e emanet etmişler, Zübeyr bu çocuklar için yaptığı harcamaları kendi cebinden karşılamış ve onların mallarına hiç dokunmamıştır.

Irak’ta Basra yakınlarındaki Zübeyr şehrinde Zübeyr b. Avvâm adına yapılan bir cami ve türbe bulunmaktadır. Yakın geçmişte ortaya çıkan Şii-Sünni çekişmelerinde Zübeyr’in türbesi tahrip edilmiş ve son yıllarda onarılmıştır. İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi Mukaddes Emanetler Bölümü’nde ise Zübeyr b. vâm’a nispet edilen bir kılıç bulunmaktadır.
Temel islam ansiklopedisi diyanet

Hz Muhammedin hayatı hakkında uzun araştırma

Mekke’den Medine’ye Hicret

 

30 görüntüleme 0

Cevapla

Captcha Captcha'yı güncellemek için resme tıklayın.