Kelime-i Tevhid

Bildir
Soru

Lütfen bu sorunun neden bildirilmesi gerektiğini kısaca açıklayın.

Bildir
İptal

KELİME-İ TEVHİD

كلمة التوحيد

Kelime-i tevhit, İslam inanç esaslarının özünü ifade eden cümledir.

Kelime-i tevhid, Allah’tan başka tanrı olmadığını ve Hz. Muhammed’in O’nun peygamberi olduğunu ifade eden (lâ ilâhe illallah Muhammedün resulullah / Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın elçisidir) cümlesidir. İki kısımdan oluşan bu cümle, bu haliyle Kur’an-ı Kerim’de geçmese de, iki kısmı ayrı yerlerde bulunmaktadır; cümlenin ilk kısmını oluşturan “la ilâhe illallah” ifadesi gerek bu şekilde (bk. es-Sâffât 37/35; Muhammed 47/19) gerekse “lâ ilâhe illâ hû” (“O’ndan başka ilah yoktur“; mesela bk. Hûd 11/14; el-Mü’minûn 23/116; el-Kasas 28/70), “lâ ilâhe illâ ene” (“Benden başka ilah yoktur”; bk. en-Nahl 16/2; Tâhâ 20/14; el-Enbiyâ 21/25) ve “lâ ilâhe illâ ente” (“Senden başka ilah yoktur”; bk. el-Enbiyâ 21/87) şekillerinde Kur’ân-ı Kerim’de müteaddit defalar zikredilir. İkinci kısım bu şekliyle bir âyette (el-Fetih 48/29) geçerken, iki âyette de “Muhammed” ve “resul” kelimelerinin oluşturduğu farklı cümlelerle zikredilir (Al-i İmrân 3/144; el-Ahzâb 33/40). Kelime-i tevhid, İslam inancının özünü oluşturan Allah’ın birliği (tevhit) ve Hz. Muhammed’in peygamberliği (nübüvvet) şeklindeki iki temel üzerine kurulmuştur.

Kelime-i tevhidin ilk bölümünü oluşturan “lâ ilâhe illallah” ifadesi, hak din İslam’ın temel ilkesi olan tevhidi yani Allah’ın birliğini vurgulamaktadır. Bu ifadeyle öncelikle Allah’ın dışında başka bir ilahın olmadığı kabul edilerek, Allah’ın ortağı, dengi, eşi ve benzeri olduğunu kabul eden inançlar reddedilir. Ardından da tek gerçek ve bir ilahın sadece Allah olduğu söylenerek tevhit kabul edilir. Tevhit hak
dinin özü ve temeli olduğu için bütün peygamberlerin ortak mesajıdır. Allah Teâlâ gönderdiği bütün peygamberlerine bu mesajı insanlığa iletmelerini emretmiştir: “Biz senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona ‘Benden başka ilah yoktur; halde bana kulluk edin’ diye vahyetmiş olmayalım” o (el-Enbiyâ 21/25).

Kelime-i tevhidin birinci kısmını yani “lâ ilâhe illallah” (Allah’tan başka ilah yoktur) sözünü söylemeye ise “tehlil” denir. Kelime-i tevhid söylenerek yapılan zikirle (tehlil) insan Cenâb-ı Allah’ın yüce ve bütün eksik sıfatlardan uzak olduğunu belirtmiş olur. İşte tehlil, tevhit inancını kalple hissetmek, akılla düşünmek, dil ile söylemektir. Bu sebeple Resûl-i Ekrem her gün pek çok defa tehlil okumayı tavsiye etmiş; bunun çokça sevap kazanmaya, günahların affına ve zararları gidermeye sebep olduğunu açıklamıştır (Buhârî, “Daavât”, 64; Tirmizi, “Daavât”, 57; ayrıca bk. ZİKİR).

Kelime-i tevhidin ikinci bölümünü oluşturan “Muhammedün resûlullah” ifadesi ise Allah’ın insanlarla ilişkisini sağlayan peygamberliği (nübüvvet) vurgulamaktadır. Allah’ın varlığına ve O’ndan başka ilahın bulunmadığına inanmak imanın tamamlanması için yeterli olmaz. Aynı zamanda Allah’ın bu kâinata ve insanlara hükmettiğine inanmak gerekir. Allah insanları yaratarak başıboş bırakmamış, insanların uymaları gereken hükümleri de koymuştur. Allah’ın bu hükümlerini insanlara ulaştıranlar ise peygamberlerdir. Dolayısıyla peygamberlere inanmak Allah’ın yarattıkları üzerinde mutlak hâkimiyetini kabul etmektir.

Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmak da, Allah’ın mesajı insanlara ulaştırması için onu seçtiğini kabul etmektir. Kelime-i tevhidin bu ikinci kısmı aynı zamanda İslam’ın ayırt edici özelliğinin ifadesidir. Zira tek tanrı inancı özellikle semavi dinlerde kabul edilen bir ilke olsa da, Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmak günümüzde sadece İslam’ın bir ilkesidir. Bir kimse Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmak suretiyle diğer bütün inançlardan ayrılarak hak din İslam’ı kabul etmiş olur. Nitekim Kur’ân-1 Kerim’de, “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” (Al-i İmrân 3/31) buyurularak Allah inancıyla Hz. Peygamber’in nübüvvetine inanmanın birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu, gerçek anlamda Allah’a iman etmenin Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmekle mümkün olacağı vurgulanmıştır.
Kelime-i tevhid, İslam’a girişin anahtarıdır ve kalben inanarak kendi seçimiyle söyleyen kimse İslam’a girmiş olur. Nitekim Hz. Peygamber bir hadisinde “İnsanlar ‘Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir’ deyinceye kadar kendileriyle savaşmaya emrolundum. Ne zaman bunu söylerlerse kanlarını (canlarını) ve mallarını benden korumuş olurlar. Hesapları ise Allah’a aittir” (Buhârî, “Cihâd”, 102, “mân”, 17; Müslim, “Îmân”, 32-36; Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 95) buyurarak, kelime-i tevhidi söyleyen kimsenin İslam toplumunun bir parçası olduğunu belirtmiştir. Bu hadiste de beyan edildiği gibi kelime-i tevhidin ikrarı ile İslam’a girilmiş olur, ancak İslam’ın insana kazandıracağı bütün kazanımları elde edebilmek için onu amel ve güzel ahlak ile de taçlandırmak gerekir (bk. AMEL).

Kısa ve özlü bir ifade olan kelime-i tevhid İslam’ın bütün ilkelerini kuşatır. Zira Allah’ın birliğine ve Hz. Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna inanan bir kimse, aynı zamanda Hz. Muhammed’in Allah’tan getirdiği her şeyin gerçek ve doğru olduğunu kabul etmiş demektir. Nitekim bir peygamberin peygamber olduğuna inanmak, onun haber verdiği şeylerin tamamının doğru olduğuna inanmak demektir. O halde kelime-i tevhidi inanarak söyleyen kimse, sadece Allah’ın varlığını ve birliğini, Hz. Muhammed’in Allah’ın bir peygamberi olduğunu kabul etmekle kalmamış, aynı zamanda Hz. Muhammed’in Allah’tan alarak insanlara ilettiği diğer bütün iman ilkelerini, Kur’ân-ı Kerim’de ve doğruluğu kesin olarak bilinen mütevâtir hadislerde bildirilen bütün hususları kabul etmiş olmaktadır. Nitekim bütün iman ilkelerini bir bütün olarak içermesi sebebiyle İslam âlimleri kelime-i tevhidi “icmalî iman” denilen ayrıntılara girmeden kısaca ve topluca edilen imanın bir ifadesi olarak görmüşlerdir. Ancak bu kimse kelime-i tevhid ile bir bütün olarak benimsediği İslam’ın ilkelerini tek tek öğrenmek ve bunları yerine getirmekle de yükümlüdür.

Kelime-i Şehadet

Kelime-i tevhid ile aynı anlama sahip bir başka cümle ise kelime-i şehadettir. Kelime-i şehadet de Allah’ın birliğini (tevhit) ve Hz. Muhammed’in kulluk ve peygamberliğini ifade eden iki bölümden oluşur. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh” şeklinde olan kelime-i şehadet, “Ben, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim” anlamına gelir. Kelime-i şehadet bu şekliyle Kur’ân-Kerim’de geçmese de, hadislerde bu ve benzeri şekillerde geçmektedir. Nitekim “Ben, insanlarla ‘Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah’ın elçisidir diye şahitlik edinceye, namazları kılıncaya ve zekâtı verinceye kadar savaşmakla emrolundum” (Buhârî, “Imân”, 17) hadisinde zikredildiği gibi, İslam’ın temelini oluşturan beş ilkenin sayıldığı hadiste de,
“Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna şahitlik etmek” şeklinde ilk sırada sayılır (Buhâri, “Îmân”, 2; Müslim, “Imân”, 1, 19-22). Ayrıca Hz. Peygamber’in namazların ka’desinde (namazlardaki oturuş esnasında) okuduğu ve ashabına öğrettiği “tahiyyat” dualarında (Buhârî, “Ezân”, 148, 150; Müslim, “Salât”, 55) ve yine Hz. Peygamber’in öğrettiği müminleri namaza çağıran ezanda bu şekliyle geçer (Müslim, “Salât”, 6; İbn Mâce, “Ezân”, 1; Nesai, “Ezân”, 3).

Kelime-i şehadeti söyleyen bir mümin Allah’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmiş olur. Bu tanıklık (şehadet) insanda kesinlik kazanan bir bilgi ve inancın dille açıklanmasıdır. Tıpkı kelime-i tevhidde olduğu gibi, kelime-i şehadeti söyleyen kimse de İslam’ı topluca (mücmel olarak) kabul ederek Kur’an’ın anlattığı özellikleriyle Allah’a inanmış ve Hz. Muhammed’in Allah’tan getirdiği bütün emir ve yasaklara itaat edeceğini söylemiş olur. Kelime-i şehâdette Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olması yanında, O’nun bir kulu olduğu da ifade edilmektedir. Bunun sebebi Hz. Peygamber’in konumu hakkında müminlerin dikkatlerini çekmektir. Hz. Muhammed Allah’ın son peygamberi olarak ayrıcalıklı bir konuma sahip olsa da, neticede Allah’a itaat etmekle yükümlü bir kuldur. Kelime-i şehâdetteki bu ifadeyle müminlerin bunun bilincinde olarak Hz. Muhammed’e beşer vasfının ötesinde bir ilahlık atfetmemeleri gerektiği vurgulanır. Zira hıristiyanlar başlangıçta tevhit inancına sahip olsalar da, daha sonra Hz. Isâ’ya ilahlık atfederek tevhit inancından uzaklaşmışlardır. İşte kelime-i şehadet aynı zamanda müminleri bu tür bir tehlikeye karşı sürekli uyaran bir ikazdır. Nitekim Kur’ân-1 Kerim de, “De ki: ‘Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyedilmiştir. Öyleyse O’na yönelerek dosdoğru olun ve O’ndan bağışlanma dileyin! Şirk koşanların vay haline!” (Fussılet 41/6) buyurularak bu husus açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Kelime-i şehâdet taşıdığı önem dolayısıyla İslam’ın temel direği kabul edilir. Hz. Peygamber bir hadislerinde, “İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek, ramazan orucunu tutmak” (Buhârî, “Îmân”, 2; Müslim, “Îmân”, 19-223; “Tirmizi, “Îmân”, 3; Nesâî, “Îmân”, 13) buyurarak kelime-i şehadetin dinin temel unsurlarının ilki olduğunu belirtmiştir.

Kelime-i şehadet, bir müslümanın doğumundan ölümüne kadar hayatının her aşamasında vardır. Bir çocuk doğduğunda kulağına ezanla birlikte kelime-i şehadet okunur. Günde beş kere ezanla birlikte kelime-i şehadet tilavet edilir. Bir mümin ömrünün son anlarını yaşadığında kelime-i şehadeti söylemesi telkin edilir. Dolayısıyla bir müminin hayatında ilk duyduğu söz ile son duyduğu söz kelime-i şehâdettir. Müslüman olmak isteyen bir kimseye önce kelime-i şehadet öğretilir ve o, kelime-i şehâdeti söyleyerek İslam’a girer. Bir mümin gündelik yaşamında kelime-i şehâdetle iç içedir. Zaten kıldığı namazlarında bunu sürekli tekrar etmektedir. Kelime-i şehadetin sıklıkla tekrar edilmesi mümine kimliğini hatırlatır. O, bir mümin olduğunun bilincine varır ve bu bilinçle hayatını bir müminin yaşaması gerektiği şekilde Allah’ın rızasına uygun bir biçimde yaşamaya gayret eder.

Temel İslam ansiklopedisi

Tevhid ilkesinin açıklaması nedir?

Kelime-i şehadet nasıl getirilir

48 görüntüleme 0

Son Cevaplar ( 1 )

    0
    2021-02-15T14:22:18+03:00

    Lütfen bu cevabın neden bildirilmesi gerektiğini kısaca açıklayın.

    Bildir
    İptal

    kelime i tevhit  allahın tek ve bir olduğunu ifade etmektedir kelime i tevhit şöyledir:

    Arapça:  la ilaha illallah Muhammed un Resullulah

    Anlamı: Allahtan başka ilah yoktur Muhammed(s.a.v) onun resulu dur. ihlas suresin dede belirtildiği gibi allah samed tir birdir tektir kimseye muhtaç değildir onun eşi ve benzeri yoktur , allahın bir ve tek oldduğunu ifade etmektedir.

    En iyi cevap

Cevapla

Captcha Captcha'yı güncellemek için resme tıklayın.