Allah’ın isimlerinden el Hadi ne demek

Bildir
Soru

Lütfen bu sorunun neden bildirilmesi gerektiğini kısaca açıklayın.

Bildir
İptal

HÂDi

 

الهادي

 

Allah’ın isimlerinden (esmo-yl husno) biri.

 

“Hadi” ismi, “doğru yolu gösteren, rehberlik eden” anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’de “hadi” ismi iki yerde Allah Teala hakkında kullanılır. Bunlardan ilkinde Allah Teala, insanları imana ve doğru yola davet görevini yerine getiren peygamberlerini ve ayetlerini her şekilde koruduğunu bildirdikten sonra şöyle buyurur: “Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletendir” (el-Hac 22/54). Diğer âyette ise insana yol gösterici (hadi) ve yardımcı (nasir) olarak kendisinin yeteceğini bildirir (el-Furkan 25/31). Bu âyette “hadi” isminin “yardım eden” anlamındaki “nasîr” ismiyle birlikte geçmesi Allah’ın insanlara doğru yolu göstermesinin onlara bir yardımı olduğunu gösterdiği gibi, hem dünyada hem de âhirette doğruya ulaşmanın ancak Allah Teâlâ’nın yardımıyla olacağına da işaret eder. Ayrıca “hadi” isminin kökünü oluşturan “hüda” (hedy, hidäyet) kelimesinden türeyen fiiller de birçok âyette Allah’a izafe edilerek O’nun insanları doğru yola ulaştırdığı bildirilmiştir.

 

“Hådi” ismi Hz. Peygamber tarafından da Allah’ın isimleri arasında sayılmış (Tirmizi, “Daavat”, 82; İbn Máce, “Dua”, 10), ayrıca birçok hadiste çeşitli fiil kalıplarıyla Allah’a izafe edilmiştir. Hz. Peygamber’in hitabete başlarken genellikle tekrar ettiği hamd cümlelerinde geçen, “Allah’ın hidayete erdirdiğini saptıracak, saptırdığını hidayete erdirecek hiç kimse yoktur” (Müslim, “Cum’a”, 45-46) ifadesi de Kur’ân-1 Kerim’deki anlamına uygun olarak “hadi” ismine işaret etmektedir.

 

“Hadi” ismi en temelde Allah’ın insanlara manevi anlamda doğru yolu (iman) göstermesi ve ona ulaştırmasını ifade eder. Nitekim Allah Teâlâ’nın insanlara hidayeti sırasıyla dort aşamadan oluşur:

 

  1. Her mükellefe bahşettiği akıl ve idrak yetenekleri. 2. Peygamberler göndermek ve vahiy indirmek

suretiyle insanlara yaptığı davet. 3. Davetine uyup doğru yolu bulan kimseleri imana erdirip bu yolda muvaffak kılması (tevfik). 4. Hak eden kullarını ahirette cennete ulaştırarak cennetle mükafatlandırması. Bunların her biri birbirine bağlı olup, bir sonrakinin meydana gelmesi bir öncekinin meydana gelmesiyle mümkündür. Bunların tamamını meydana getirebilecek tek varlık da Allah’tır. Bunlar içerisinde sadece ikinci aşamadaki “çağrıda bulunmak ve tanıtmak”tan ibaret olan hidayet insanlara nispet edilebilir. Nitekim “Sen ancak bir uyarıcısın; her toplumun bir rehberi (hadi) vardır” (er-Ra’d 13/7) äyetinde dile getirildiği üzere peygamberlere hâdi (yol gösterici, rehber) denilmesi de bu anlamdadır. Keza hidayetin gerek Kur’an-ı Kerim’e gerekse peygamberlere atfedilmesi de bu anlamda bir hidayet olup, bununla Kur’an-ı Kerim ve peygamberlerin hidayete ulaştıran vesileler olduğu kastedilmektedir (bk. HİDAYET). Dolayısıyla gerçek anlamda hadi sadece Allah’tır. Yalnız O, insanları doğru yola iletir. Bu sebeple Allah Teâlâ Hz. Peygamber’e hitaben, “(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hidayete erecekleri en iyi O bilir” (el-Kasas 28/56) buyurarak hidayetin sadece kendi tasarrufunda olduğunu bildirmiştir. Ancak bilinmelidir ki Allah’ın insanların kalbinde imanı yaratarak onları hidayete sevketmesi insanların kendi özgür iradeleriyle yaptıkları seçimin sonucudur. Nitekim Allah Teâlâ, “insanların zorla imana getirilemeyeceğini, doğruluk ile sapkınlığın apaçık biçimde kendilerinin önüne konmuş olduğunu bildirmiş (el-Bakara 2/256) ve şöyle buyurmuştur: “Şöyle de: “Ey insanlar! İşte size rabbinizden hak gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse bunu kendi iyiliği için seçmiş; kim de doğru yoldan saparsa kendi zararına tercihte bulunmuş olur. Ben sizin hidayetinizden sorumlu bir vekil değilim” (Yünus 10/108).

“Hâdi” ismi aynı zamanda Allah Teâlâ’nın, dünya hayatında saadete ulaşmaları için insanlara faydalı şeyleri göstermesi ve buna ulaşma imkânlarını sağlamasını da ifade eder. Allah insana, hayatını sürdürebilmesi, faydalı ve zararlı olan şeyleri ayırt edebilmesi için akıl, muhakeme gücü ve bilgi vermiştir. İnsanoğlu bu sayede varlığı anlamlandırarak çevresine uyum sağlamakta, kendisi

için en iyi olanı seçerek ve kendisini koruyarak yaşamını devam ettirebilmektedir. Kur’ân-1 Kerim’de Hz. Músâ’nın dilinden aktarılan, “Rabbimiz her şeye yaratılışının gereğini veren, sonra da ona yol gösterendir” (Tâhâ 20/50) âyeti de bu hususu ifade etmektedir. Bu yönüyle “hâdi” ismi sadece manevi bir rehberlik olmayıp maddi anlamda da bir rehberliği ifade ettiği gibi, insanın sadece uhrevi saadetini değil aynı zamanda dünyevi saadetini de içeren bir isimdir. Bu yönüyle, Allah’ın kullarına yönelik rahmetini ifade eden isimlerden biridir.

 

“Hâdi” ismi esmâ-yi hüsnâdan diğer bazı isimlerle anlam yakınlığı taşımaktadır. Bunların başında “yol gösteren” anlamındaki “reşid” ve “her şeyi aydınlatan” anlamındaki “nur” isimleri gelir. Ayrıca “kullarına yardım eden” anlamındaki “nasir”, “yardıma ve dost” anlamındaki “veli”, “yaratılmışların ihtiyacını bilen ve sezilmez yollarla karşılayan” anlamındaki “latif”, “iyilik eden” anlamına gelen “berr” ile “iyilik kapılarını açan” anlamındaki “fettah” isimleri de “hâdi” ismiyle anlam açısından irtibatlıdır (bk. BERR; FETTAH; LATIF; NASÎR; NÚR; REŞİD; VELÎ).

 

Şüphesiz “hädi” isminin anlamını kavrayan bir mümine öncelikle düşen görev, dünya ve âhiret hayatını kuşatan bu ilahi rehberlik için şükretmektir. Böyle bir mümin hidayet veren tek varlığın Allah Teâlâ olduğunu bilir. Hidayetin, Allah’ın kendisine en büyük nimeti olduğunu kavrar ve bu sebeple hem dünyada hem de âhirette yolunu şaşırmamak için peygamberler aracılığıyla gönderilen hidayet reçetelerine sarılır. Nitekim Hz. Peygamber, “gerçek anlamda imanın tadını alan bir müminin, Allah Teâlâ kendisini inançsızlıktan kurtardıktan sonra tekrar küfre düşmeyi ateşe atılmaktan çok daha kötü gören kimse olduğunu ifade buyurmuştur (Buhârî, “Imân”, 9; Müslim, “iman”, 67-68). Bu mümin samimi bir kalple sürekli, “Bizi doğru yola ilet” (el-Fâtiha 1/6) duasını tekrarlayarak hidayet bilincini daima diri tutar.

Kaynak: İslam ansiklopedisi Diyanet

7 görüntüleme 0

Cevapla

Captcha Captcha'yı güncellemek için resme tıklayın.