Allah’ın isimlerinden el Bedi ne demek

Bildir
Soru

Lütfen bu sorunun neden bildirilmesi gerektiğini kısaca açıklayın.

Bildir
İptal

BEDI

البديع

Allah’ın isimlerinden (esma-yi hüsnâ) biri.

“Bedi” ismi, “eşi ve örneği olmaksızın bir şeyi ilk defa, yoktan yaratan” anlamına gelir. Kur’ân-1 Kerim’de iki âyette geçen “bedi” ismi, bunların ikisinde de “gök” ve “yer” kelimeleriyle birlikte tamlama oluşturarak “bedi’u’s-semâvâti ve’l-arz” şeklinde kullanılmıştır. Bu âyetlerden ilkinde bütün varlıkların Allah’a kayıtsız şartsız boyun eğdiği belirtildikten sonra, O’nun gökleri ve yeri yoktan var ettiği ve evrendeki bütün oluşumların O’nun irade ve kudretine bağlı olduğu vurgulanmaktadır: “O, gökleri ve yeri hiç yoktan ve benzersiz biçimde yaratandır (bedi’u’s-semâvâti ve’l-arz). Bir şeyi yaratmak isteyince ona sadece ‘ol!’ der, o da hemen oluverir” (el- Bakara 2/117). Diğer âyette ise yaratılmış varlıklar tanrı edinerek Allah’a ortak koşanların (müşrik) O’nun birliğine (tevhit) ve mükemmelliğine aykırı düşen yanlış inanışları reddedildikten sonra, Allah Teâlâ’nın bu tür yakıştırmalardan uzak olduğu dile getirilmekte; gökleri ve yeri bütünüyle benzersiz bir şekilde yapıp yaratan Allah’a ortak koşmanın
(sirk) son derece anlamsız bir fiil olduğuna dikkat çekilmektedir: “0. gökleri ve yeri hiç yoktan ve benzersiz biçimde yaratandır (bedi’u’s-semavati ve’l arz). Eşi olmadığı halde O’nun çocuğu nasıl olabilir? Her şeyi O yaratmıştır; her şeyi gerçek mahiyetiyle bilen O’dur” (el-En’am 6/101). Şirk düşüncesinin reddedildiği bu ayetlerde “bedi” ismi zikredilerek gerçek ilahın ancak yoktan ve benzersiz bir biçimde yaratan bir varlık olabileceği vurgulanmıştır. Bu yönüyle “bedi” ismi Allah Teâlâ’nın gerçek ilah olduğunu doğrudan gösteren isimlerdendir.

Hz. Peygamber de “bedi” ismini Allah’ın isimleri arasında saymış (Tirmizi, “Daavât”, 82), ayrıca kabul edilmesi umulan dualarda bu ismin zikredilmesini tavsiye buyurmuştur. O bir defasında “Ey gökleri ve yeri benzersiz biçimde yoktan var eden (bedi’u’s semâvâti ve’l-arz); yücelik, ikram ve erişilmez güç sahibi olan Allahım! Ey rahmân olan Allahım! Senin yüceliğin ve nurun hakkı için, kitabını bana öğrettiğin gibi kalbime yerleştirip ezberletmeni isterim. O kitabı, seni benden hoşnut edecek biçimde okumayı bana nasip et!” diye dua edilmesini istemiş ve bunu üç defa tekrarlamıştır (Tirmizî, “Daavât”, 114). Yine bir gün Hz. Peygamber mescide girdiğinde bir adamın, içinde “bedi” (bediu’s-semâvåti ve’l-arz) ismi de geçen bazı isimleri zikrederek Allah’a dua ettiğini duymuş ve ashabına, “O kimse Allah’ın en yüce ismiyle (ism-i âzam) dua etmiştir. Bununla dua edildiğinde Allah kabul eder ve bununla istenildiğinde Allah verir” buyurmuş, ancak bu ismin hangisi olduğunu belirtmemiştir (Tirmizi, “Daavat”, 99; İbn Mâce, “Dua”, 9; Ebû Dâvûd, “Vitir”, 23; ayrıca bk. İSM-i AZAM).

Yaratma fiili Allah Teâlâ’nın kâinat üzerindeki hâkimiyetinin somut göstergesidir. “Şunu iyi bilin ki, her şeyi yaratmak da, emredip yönetmek de yalnız O’na mahsustur” (el-A’râf 7/54) âyetinde görüldüğü üzere, Allah Teâlâ bu hâkimiyetin sadece kendisine ait olduğunu belirtmek suretiyle zatını övmüştür. Yine “Onların Allah’ı bırakıp da taptıkları varlıklar hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onların kendileri yaratılmıştır” (en-Nahl 16/20; ayrıca bk. el-A’râf 7/191; el-Furkan 25/3) ayetiyle kendisi dışındaki varlıkların hiçbir şey yaratamayacaklarını yani ancak yaratma sıfatına sahip olanın gerçek ilah olduğunu bildirerek, yüceliğin sadece kendisine ait olduğunu
vurgulamıştır. Diğer taraftan “Her şeyi O yaratmıştır” (el-En’âm 6/101; ez-Zümer 39/62; el-Mü’min 40/62) ve “O, her an yaratma halindedir” (er-Rahmân 55/29) âyetlerinin de gösterdiği üzere, Allah’ın yaratması bütün alemi kuşatan ve sürekli devam eden bir süreçtir. Kâinatı dikkatli bir şekilde incelediğimizde bu yaratmanın çeşitli şekillerde tezahür ettiği görülecektir. Varlık alanına sürekli olarak yokluktan yeni şeyler çıkmakta, cansız maddelerden canlılar yaratılmakta, var olan varlıklara yeni şekil ve suretler verilmektedir. “Bedi” ismi Allah’ın çok farklı şekillerde tezahür eden bütün bu yaratması içerisinde, daha önce eşi ve örneği olmayan şeyleri yaratmasını ifade eder. “Bedi” isminin Kur’ân-1 Kerim’de, gök ve yer ile birlikte kullanılması da bunu göstermektedir. Bedi’ olan Allah daha önce benzeri olmayan gökleri ve yeri yokluktan ilk defa yaratmıştır.

“Bedi” ismi bu temel anlamıyla Allah’ın yaratıcılığını anlatan diğer isimleriyle anlam yakınlığı taşır. Bu isimlerin başında Allah’ın mutlak yaratıcılığını ifade eden “hâlik” ismi gelir. Ayrıca Allah’ın varlıkları bir düzen ve uyum içerisinde yaratmasını ifade eden “bâri”, varlıkları belirli şekiller ve özelliklerde yarattığını gösteren “musavvir” ve varlığı ilk defa yaratmasını anlatan “mübdi” isimleri de “bedi ismiyle anlam yakınlığı taşıyan isimlerdir (bk. BARİ’; HÂLİK; MUSAVVİR; MÜBDİ’).

“Bedi” ismi mümine Allah’ın yüceliğini somut örneklerle gösteren isimlerden biridir. “Bedi isminin anlamını kavrayan bir mümin Allah’ın yer ve gökleri, bunlar arasında bulunan bütün varlıkları yoktan, eşsiz ve örneksiz biçimde yarattığının farkında olur ve bu yaratmanın eseri olan varlıklardaki mükemmelliği ve muhteşem sanatı görür. Böylece O’nun kudretinin ve ilminin sonsuzluğunu ve yüceliğini idrak eder. Böyle bir kudret karşısında kendi acizliğini farkeden ve varlığını Allah’a borçlu olduğunu bilen mümin, O’na kulluğun gereklerini yerine getirmeye özen gösterir ve O’nun dışında hiçbir varlığın önünde eğilmez.

Kaynak: İslam ansiklopedisi Diyanet

2 görüntüleme 0

Cevapla

Captcha Captcha'yı güncellemek için resme tıklayın.