Allah’ın isimlerinden el Basıt ne demek

Bildir
Soru

Lütfen bu sorunun neden bildirilmesi gerektiğini kısaca açıklayın.

Bildir
İptal

BÂSIT

الباسط

Allah’ın isimlerinden (esmâ-yi hüsnâ) biri.

“Bâsıt”, “lütuf ve keremini esirgemeyen, rızkı bol bol veren” anlamına gelir. Kur’ân-ı Kerim’de birçok âyette “bâsıt” ismiyle aynı kökten (bast) gelen kelimelerle insanoğluna verilen nimetler
hatırlatılmakta ve Allah’ın lütfu ve keremi ile rızkı genişlettiği bildirilmektedir: “Allah’ın dilediğine rızkı bol bol verdiğini, dilediğine daralttığını onlar görmediler mi?” (er-Rûm 30/37).

“Bâsıt” ismi Kur’an-ı Kerim’de genelde “rizki daraltan” anlamındaki “käbız” ismiyle ya da “daraltıp kısaltan” anlamındaki kadr kökünden gelen kelimelerle birlikte kullanılır. Allah Teâlâ, dilediğine bol bol nzık vererek onları ferahlık ve genişliğe kavuşturmakta, dilediğinin de rızkını daraltarak rahat bir yaşamdan mahrum etmektedir (bk. er-Ra’d 13/26; el-Kasas 28/82; el-Ankebût 29/62). Böylece nzık bolluğunun veya darlığının sürekli ve sabit bir kanun olmadığı, bunun hem insandan insana hem de bir insanın hayatının çeşitli dönemlerinde ilahi iradeye bağlı olarak değişebileceği; bazan geçim sıkıntısı bazan rahatlığın görülebileceği ifade edilmektedir. Şüphesiz basit olan Allah’ın eli açıktır; O dilediği kişiye dilediği kadar rızık vermeye kadirdir (bk. el-Mâide 5/64). Allah resulü de kendisine gelerek fiyatların yüksekliğinden şikâyet eden ve fiyatlara bir sınır koymasını isteyen kimselere verdiği cevapta Cenâb-ı Hakk’ın birbiriyle çok yakın ilişkisi bulunan üç ismine işaret etmektedir: “Fiyatı ancak yarattıklarını rızıklandıran (rezzák), rızkı daraltan (kabız) ve bol bol veren (básit) Allah belirler” (Ebû Dâvûd, “Büyü””, 49; Tirmizi, “Büyû”, 73). Öte yandan äyetlerde “bâsıt” ve “kabız” isimlerinin birlikte kullanılması, bu iki ismin birbirini dengelediğini ve kainatta bu dengeye bağlı bir düzenin bulunduğunu ima eder niteliktedir.

Kur’an-ı Kerim insanları çalışmaya teşvik eder, maddi ve manevi planda çalışmasının karşılığını mutlaka alacağını haber verir (el-İsrâ 17/19; el-Enbiyâ 21/94; en-Necm 53/39-40). Bununla birlikte Allah Teâlâ llarını denemek için onları zaman zaman maddi ve manevi sıkıntılarla karşılaştırır, sonra tekrar ferahlık lütfeder (el-Bakara 2/185; et-Talâk 65/4, 7; el-İnşirâh 94/5-6; ayrıca bk. ÇALIŞMA). Cenâb-1 Hakk’ın dilediğine rızık vermesinde ve dilediğinin nzlanı daraltmasında kullar açısından pek çok menfaat ve alınacak dersler vardır. Nitekim bir âyette Allah’ın kullarına sürekli bol rızık vermesi halinde insanların yeryüzünde şımararak taşkınlık yapacakları dile getirilmekte ve insan tabiatında bulunan “bolluk zamanında Allah’ı unutma”
eğilimine dikkat çekilmektedir. Bu sebeple kullarının durumunu en iyi bilen Allah, bazı kullarına rızkı belirli bir ölçüye göre vermektedir (eş-Şura 42/27). Şüphesiz rızık çokluğu kadar rızık azlığı da dünya hayatındaki sınavın bir parçasıdır.

Hz. Peygamber’in bir duasında basit ve kabız isimlerini geniş bir çerçevede kullanması ise, bu isimlerin anlam zenginliğini gösterir: “Allahım! Senin bol bol verdiğini kısacak, kıstığını bollaştıracak, saptırdığını hidayete erdirecek, doğru yola yönelttiğini saptıracak, engel olduğunu verecek, verdiğine engel olacak, rahmetinden uzaklaştırdığını ona yaklaştıracak, yaklaştırdığını uzaklaştıracak hiçbir kimse yoktur. Bereketlerinden, rahmetinden, lütfundan ve rızkından bize bol bol yayıp ihsan et, Allahım!” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 424). Burada geçen bast-kabz (genişletmek-daraltmak) kavramları, geçim (rızık) vasıtası olan maddi imkänları kapsadığı gibi, kulun manevi hayatını ilgilendiren hidayet, sapıklık (dalalet), Allah’a yakınlık veya O’ndan uzak olma gibi durumları da içine alır. Buna göre bast halinde Allah’a ve O’nun hidayetine yakan olan ve genişlik içinde bulunan insan, kabz halinde manevi açıdan tutukluk, daralma ve sıkıntı yaşamaktadır.

“Bâsıt” ve “kābız” isimlerinin, “zenginlik verip tatmin eden” anlamındaki “muğni”, “bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren” anlamındaki “mukit” ve “rezzák”, “karşılık beklemeden bol bol veren” anlamındaki “vehhab” isimleriyle anlam yakınlığı bulunur (bk. MUGNI; MUKIT, REZZÂK; VEHHÂB).

Allah’ın “básit” ve “kābız” isimlerinin anlamını kavrayan bir mümin, hayatının idaresinin Allah’ın elinde olduğunu idrak eder. O’nun ömür, mal, evlat, ilim, saygınlık gibi pek çok şeyi hesaba gelmez bollukta verebileceğini ama dilerse azaltabileceğini bilir. Bu gibi nimetlere sahip olduğunda, verenin Allah olduğunu, bunları bir gün kaybedebileceğini aklından çıkarmaz. Bu sebeple elinde bulunanlarla kibirlenmek gibi bir hataya düşmez ve daima bu nimetlerin şükrünü eda etmeye çalışır. Nimet ve rızık anlamında darlığa düştüğünde de Allah’a isyan etmek yerine, içinde bulunduğu durumun zorluklarından Allah’a sığınır, bolluk ve ferahlık vermesi için O’na yönelir. Hem bolluk anında hem darlık anında, içinde bulundugu durumun kendisi için bir imtihan
olduğunu kavrar ve buna uygun davranır. Darlık ve sıkıntı halinde sabır, metanet ve teslimiyet; bolluk ve genişlik halinde ise tevazu, vakar ve ağır başlılık gösterir. Allah’ın bâsıt ve kāb1z olduğunu bilen bir mümin aynı zamanda ölçülü davranmaya, insanları dünya hayatında sıkıntıya sokan cimrilikten ve israftan kaçınmaya çalışır. Kaynak: İslam ansiklopedisi Diyanet

3 görüntüleme 0

Cevapla

Captcha Captcha'yı güncellemek için resme tıklayın.